Güven kelimesi, korku, çekinme ve şüphe duymadan inanma ve bağlanma duygusu olarak tanımlanır.
Bağlanma ilişkisinin niteliğini, güven duygusunun varlığı ya da yokluğu belirler. Bununla birlikte güvenli bağlar kurmak bizlere, yeni deneyimler yaşamak için cesaret ve motivasyon sağlar.
Özellikle yaşamımızın ilk yılları, çocukluk, ergenlik dönemindeki deneyimlerimiz çevreye olan güvenimizi ve algımızı şekillendirir. Güven duygusu, bir ilişkide bazen bir bakıştan, ufak bir dokunuştan hatta sembolik bir nesneden aktarılıp bizi rahatlatabilir.
Çocukta güven duygusunun ihtiyacını, D. Winnicott’un geçiş nesnesi olarak tanımladığı ve çocukların temel bakım vereninden ayrışma sürecinde rastgele seçip bağlandığı belirli bir pelüş oyuncak, bez parçası, battaniye vb. nesnelerle kurduğu ilişkide somut olarak gözlemleyebiliriz.
Bir çocuğun güvenli bir alanda beslenmesi, uyuması, eğitim görmesi, oyun oynaması ve büyümesi onun temel haklarındandır. Güven duygusu çocukların hem nitelikli ilişkiler inşa etmesini hem de sağlıklı gelişmesini ve öğrenmesini mümkün kılmaktadır.
Kaynakça: Barone, L. ve Lionetti, F. (2012). Attachment and emotional understanding: a study on late- adopted preschoolers and their parents. Child: care, health and development, 38(5), 690- 696.
Görsel: Mother and Child, Harold Gilman1918
